Sahne sadece alkıştan yıkılsın
Tiyatrolar, 3 Ekim'de perdelerini açarken, tüm emektarlarıyla 37 yıldır 've perde...' diyen bir sahnenin kapanmasına karşı tiyatro sanatçıları eylemdeydi dün. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, tiradları pervazlara sinen aktör ve aktrislerin protestosuna sahne oldu bu kez, belki de son kez... Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkımına karşı görüşlerini bizimle paylaşan sanatçılar ne dedi?
Jülide KAYA
julide.kaya@gazeteport.com
"Zaten aktör dediğin nedir ki?
Oynarken varızdır.
Yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır.
Bir zaman sonra da unutulur gider.
Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız.
Görürüm hepiniz gardroba koşmaya hazırlanıyorsunuz.
Birazdan tiyatro bomboş kalacak.
Ama tiyatro işte o zaman yaşamaya başlar.
Çünkü Satenik'in bir şarkısı şu perdelerden birine takılı kalmıştır.
Benim bir tiradım şu pervaza sinmistir.
Hiranus'la Virjinya'nın bir diyaloğu eski kostümlerin birinin yırtığına sığınmıştır.
İşte bu hatıralar, o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde yine sahneye dökülürler.
Artık kendimiz yoğuz.
Seyircilerimiz de kalmadı.
Ama repliklerimiz, fısıldaşır dururlar sabaha kadar.
Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır.
Perde..."
Ve perde kapandı... Uzun, çok uzun yıllar İstanbul Şehir Tiyatroları'nda oyunculuk yapan Celile Toyon, 'Kongre Vadisi’ projesi kapsamında, yıkımına karar verilen Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin önündeydi dün akşam. Haldun Taner'in 'Sersem Kocanın Kurnaz Karısı' adlı eserindeki 'perde tiradı'nı gözleri dolu dolu okuyordu.
Tiyatrolar, 3 Ekim'de perdelerini açarken, sahnenin tüm emektarlarıyla 37 yıldır 've perde...' diyen bir sahnenin kapanmasına karşı tiyatro sanatçıları eylemdeydi dün. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, tiradları pervazlara sinen aktör ve aktristlerin protestosuna sahne oldu bu kez, belki de son kez...
İstanbul Şehir Tiyatroları sanatçıları sahnelerinin yıkımına karşı bir araya geldi.
Necdet Yakın, Ferudun Karakaya, İsmet Ay, Kamuran Usluer ve daha nice usta oyuncular da oradaydı... Mum ışığının aydınlattığı yüzleriyle "Muhsin Ertuğrul sadece alkıştan yıkılsın' diyen öğrencilerini seyrediyorlardı...
Tiyatro sezonunun her açılışında tekrarlanan bir gelenek yerine getirilmişti önce, ve Muhsin Ertuğrul başta olmak üzere bugün aramızda olmayan şehir tiyatroları sanatçılarının anısına birer mum yakılmıştı. Bu protestoya onlar da sessizce dahil olmuşlardı böylelikle...
"Yaşamımıza buldozerler mi biçimlendiriyor?" diyordu sanatçılar: "Devasa bir şantiyede yaşıyor gibiyiz. Daha çok kazanç uğruna buldozerler çılgınca yıkmaya devam ediyor. Kent belleği, anılar, değerlerimiz hızla uzaklaşıyor bizden. Yeni binalar yapmayı çağdaşlık sananlar, obinaların içini neyle dolduracaksınız? Sanatla ilişkisini koparan bir toplum, çağdaşlıktan söz edebilir mi?"
Tiyatro sanatçıları kaygılıydı çünkü; 37 yıldır aralıksız perde açan sahneleri, yerine ne geleceği belli olmadan yıkılıyordu. Kaygılılardı; onlara daha önce de 'yeni bir sahne', 'daha iyi bir sahne' sözü verilmişti ama hiç biri yerine getirilmemişti.
Sanatçılar, kendilerini de bir özeleştiri yapıyorlardı: "Kaygılıyız, Taksim Sahnesi kapandığında da kapanmamış gibi davrandık". Sonra da sessiz kalmayacaklarını, anılarına ve geleceklerine sahip çıkacaklarını, şehir tiyatrolarının merkezi olan bu yapının yıkımına karşı dozerlerden daha fazla ses çıkaracaklarını söylüyorlardı.
Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin tüm İstanbul'un olduğunu ve bu mirasın üzerine herkesin titremesi gerektiğini İstanbullulara anlatacaklarını, özerk, yasasına kavuşmuş bir şehir tiyatrosu için çabalayacaklarını belirtiyorlardı.
Replikleri uçuşan, tiradları belleğimize kazınan, ödülleri sadece ve sadece alkış olan oyuncular, seyircilerine bu kez daha çok ihtiyaç duyuyordu ve sahnelerinin yıkımına 'seyirci' kalınmamasını diliyor, protestolarına destek istiyorlardı....
Ve evet, ALKIŞ!
GÖRÜŞLER
Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkımına karşı görüşlerini bizimle paylaşan sanatçılar ve sanatçı dostları ne dedi?
Celile Toyon
Belki de diyalogsuzluktan büyük bir yanlış içindeyiz. 46 yıldır tiyatro yapıyorum ben. Yıkılan ve yakılan tiyatrolarımızın yerine yapılan hiç bir bina görmedim. Muhsin Ertuğrul, şehir tiyatrolarının merkezidir. Yeni hükümetimiz de şunu çok iyi bilmelidir ki; merkezi olmayan bir sistem, diğerlerine de faydalı olamayacaktır. Bize bir merkez göstermeden burayı yıkarlarsa eğer; tiyatro kendi özünden çok şey yitirir. Ayrıca sahne, sadece taşı, tahtası, çerçevesi demek değildir. Burda bizim, duygularımız, emeklerimiz, kanımız, canımız var. Dilerim daha buraya balyoz inmeden bu hata farkedilir, bizim bu acımızı hiç değilse hafifetecek çözümler bulunur.
Tamer Karadağlı
Yapılması gerekenler varken bir şeyleri yıkmak, bana çok mantıklı gelmiyor açıkçası. Muhsin Ertuğrul Sahnesi, geleneği olan, yüzbinlerce insana kucak açmış bir sahne. Türkiye'nin kongre sahnelerinden daha çok tiyatro sahnelerine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Özellikle kültür başkenti olma yolunda ilerleyen İstanbul için, büyük bir yaradır bu durum.
Cüneyt Türel
Bu ilk değil. Şu an kendimi bir cenaze törenine katılmış gibi hissediyorum. Daha önce Tepebaşı Tiyatrosu'nun cenaze törenine katılmıştık. O zaman da yöneticiler, 'burayı umduğunuzdan çok daha iyi tiyatro yapacağız' demişlerdi. Bugün verdikleri söz ortada. Umarım bugün verdikleri sözün arkasında dururlar. İddiaları yine varolandan çok daha iyisini yapmak. Bu iddianın yerine gelmesini çok istiyorum ama gelmeyeceği yönünde çok ciddi kaygılarım var; çünkü çok kötü bir örneği şu anda Tepebaşı'nda durmakta. Tepebaşı'ndaki tiyatronun bir örneği de Paris'tedir. Biz ne yaptık, yaktık ve yerine yenisini yapamadık. Fransızlar ise dünyada tek kalmış tiyatrolarını mücevher gibi saklıyorlar. Muhsin Ertuğrul bizzat içinde çalıştığım bir tiyatrodur. Burası benim için çok özel bir yer. Eğer söyledikleri gibi sözlerinde durmazlarsa benim bütün gençliğimi yakmış olacaklar, yıkmış olacaklar ve ben de onların arkasını hiç bırakmıyacağım.
Ayşegül Devrim
Bize, 15 gün önce belediyeden 'Tiyatroyu bir an evvel boşaltın' diye bir yazı geliyor. Bize yeni bir sahne yapacaklarını söylüyorlar. Biz, 6 bin metre kare olan yerimizin
Mücella Yapıcı
İstanbul Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi
IMF toplantıları için bu vadinin yeniden düzenlenmesi projesi bu. Burası sit alanı ilan edilmesine rağmen, İstanbul Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu baskı altında kongre vadisi projesine onay verdi. Mimarlar Odası olarak biz özellikle AKM ve Muhsin Ertuğrul’un hatta kültür sanatın metalaştırılmasına karşı çıkıyoruz. Yapılan imar planına karşı açtığımız bir dava var, yürütmenin durdurulmasını istiyoruz. Bu dava henüz sonuçlanmadı. Muhsin Ertuğrul’un yıkılmasının ardından alınacak yürütmeyi durdurma kararının bir yasal anlamı olmayacaktır. Biz hukukçuları göreve çağırıyoruz.
Ömer Yasa
İstanbul Barosu Kültür Sanat Komisyonu Başkanı
Biz, İstanbul Barosu olarak dava süreci ile ilgilenmeye başladık. Ben, bu sahnenin tozunu yutmuş birisiyim. Ben tiyatrocuyum ve şu an avukatlığı oynamaktayım. Bugün bu sahnenin açılması gerekirdi ancak açılmadı. Bu durum tarihe kara bir leke olarak geçti. Kanunların karşısında hukukçunun savaşı da devam edecek.
Kaynak: http://www.gazeteport.com.tr/KULTUR_SANAT/NEWS/GP_084811

0 yorum yazılmıştır